(Source: sweetchildofdiamond, via lifeincolourr)
(Source: i-moon-shine, via lifeincolourr)
(Source: pretendthisdoesnotexistplease, via theworldisminenow)
(Source: isighnomore, via lifeincolourr)
(Source: rideinlovespaceship)
clouds (by gillimcg (busy busy busy))
(Source: grottu)
(via turuncumsuu)
(Source: birblogsonra, via turuncumsuu)
Önceden de sevdiğim ama radyolarda dönüp tekrar kendini hatırlatan bir şarkı var:They. Sözlerini yeni yeni anlamaya başladım,derken daha bi’ hoşuma gitti. ”Who made up all the rules? We follow them like fools.” demiş sevgili Jem. Sonra eklemiş: ”Believe them to be true, don’t care to think them through.”
Beylik laflar eden, sınırlarını keskin tutan insanlardan her zaman çekiniyorum. Çünkü biliyorum,o kesin çizgilerin altında örtmeye çalıştıkları aptallıkları,hamlıkları, zaafları ve yaşanmamışlıkları var. Çoğu zaman da hoşgörülü davranamıyorlar bu insanlar zaten. Kendi gibi olmayanları anlayamayıp, çabucak siliyorlar. Hayatlarını bir kalıba sıkıştırıp, cenin pozisyonuna alıyorlar kendilerini. Sorgulamadan, ezberledikleriyle yaşıyorlar. Aslında bakıyorum da, bu insanlar başlarına bir şey gelip de kendilerini başkalarının yerine koymayı öğrenmedikleri sürece, o kalıpta mutlu insanlar. İlerde canları fena yanacak olsa bile; o zamana kadar rahatlıkla ”Ignorance is bliss.” diyebiliriz sanırım.
Kararsız insanlar yok mu? İşte onlar en sevdiklerim. Her şeye olabilir gözüyle baktıkları için geleceğe dair çok planları yok, gel-gitlerle yaşıyorlar. Sindiremeyecekleri lafları da, lokmaları da yutsalar büyük konuşmuyorlar. O yüzden karşısındakini daha çok kendi yerine koyabilen, defalarca affedebilen, muhteşem hoşgörülü insanlar bu insanlar. Kaybetmekten korktukları için değil,hataları inanılmaz yüksek bir toleransla karşılayıp,yapılan yanlışları sineye çekebildikleri için çabucak silemiyorlar ama. Hatta bazen ”özgüveni yok” diye yaftalandıkları oluyor. Çoğu zaman kendilerini mutsuz eden kişilerin tam olarak ”iyi niyetli” ya da ”kötü niyetli” olduğuna karar veremedikleri için üzülüyorlar. Özlerinde çocuksu bir saflık var. Bence onlar hala pişiyorlar.
Bir de çok düşünmemeye çalışan, çıkmaza düştüğünde kurnazca etrafındakilerinin doğrularını kabul etmişçesine rol yapanlar var. Her ortama ayak uyduran, kendilerini karşılarındakinin yerine koyan ama;hem kolay acımayan, hem de kolay affetmeyen, herkesin acıyla büyüdüğüne inanıp ”O yollardan biz de geçtik” diyebilen. Çoğu nabza göre şerbet veren tiplerden olup, ”politik” kelimesiyle tanımlanıyor aslında. Bana kalırsa en zarar görmeyen, hayattan en keyif alan insanlar bunlar. O yüzden ”olmuşlar” işte.
Ben hala karar veremedim hangisi olduğuma. Yani verdim de, her an her şey olabilir.
Bence sen de kararsızlardansın. Eksiklerimi farkettin, ama sürç-i lisanımı hoşgördün. Saat de geç olmuş,öpüyorum.
(Source: pushthemovement, via lifeincolourr)
(Source: , via girlinlondon)
(Source: srslysue)
(Source: birblogsonra, via turuncumsuu)
(via fesmekan)